9 Haziran 2009 Salı

Tanrım, beni baştan yarat!

Belirli bir tarihi geçmişe sahip olan ama artık kullanılmayan binaların ya da çeşitli yaşam alanlarının sosyal, kültürel ya da ticari amaçlar için dönüşüm projelerine gün geçtikçe daha sık rastlıyoruz. Mesela, Bilgi Üniversitesi’nin Silahtarağa Elektrik Santrali’ni kampüslerinden birine dönüştürmesi, Haliç’teki Şapka Fabrikası’nın önümüzdeki hafta açılacak olan Design Library İstanbul’a ev sahipliği yapması ülkemizin en taze örnekleri...



Bugün itibariyle yeniden hayat bulan proje ise Yeni Dünya’dan. Manhattan’ın Batı Yakası’ndaki 10. Bulvarı, 1930’lara kadar trenler ve cadde trafiğinin birbirine karışmasından dolayı büyük kazalara sahne olmuş ve adı Ölüm Bulvarı’na çıkmış. Bunun üzerine, High Line’ın da dahil olduğu, yerin üstünden geçen yeni bir raylı sistem devreye alınmış. Yaklaşık 21 km uzunluğundaki çözüm, o günün parasıyla 130 milyon ABD Doları’na (bugünün parasıyla 2 milyar ABD Doları) mal olmuş. Ancak, zamanla taşımacılıkta tren yerine kamyonların tercih edilmesiyle en son 1980 yılında kullanılmış ve unutulmaya yüz tutmuş.



Ne zamanki demiryolunun altında bulunan alanı satın alanlar High Line’ın yıkılması için uğraş vermeye başlamış, aktivist bölge sakinleri de "Friends of High Line" grubunu kurarak kamuya açık bir proje için değerlendirilmesi yönünde lobi çalışmalarını başlatmış ve bu dönüşümün ne kadar ekonomik ve faydalı olacağını kanıtlamışlar.



Sonuç, 2010’a kadar devam edecek çalışmaların bölümü bugün açıldı. High Line, park ve bahçe olarak yeşillendirilmiş, göze hitap ettiği kadar sanatsal çalışmalarla da bölgenin çekim alanı olmasını sağlıyor. High Line severlerin projeye kendilerini adamaları (emlaktan başlayarak türlü kültürel aktivite ev sahipliği yapacak olması, yeni iş fırsatları oluşturması gibi) ekonomiyi hareketlendirmekle kalmıyor, emekliliğe terk edilmiş diğer tarihi yapılara da değer verilmesi gerektiğini hatırlatıyor.

Hiç yorum yok: