DIY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DIY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Şehrini “kendin yap”!

Fırsat eşitsizliğini saymazsak bilgiye ulaşmak ya da üretilen bilgiyi kitlelere ulaştırmak konusunda yüzyıl öncesine göre sıkıntı çektiğimiz söylenemez. Üstelik, uzmanlar, geliştirilen yeni fikirlerin uzun süre sır olarak saklayamayacağını iddia ederken, bireyler de kendi deneyimlerinden yola çıkarak düşüncelerini dile getirmeyi ve fikirlerinin hayat bulmasını istiyor. Kaldı ki, sosyal ya da kar amacı güden mutlaka bir girişimci çıkıp bu fikrin kıvılcımını ateşliyor.


© Howard Kingsworth

2008’in Ekim ayında başlatılan ve şimdiye kadar 55 şehirde alt grupları kurulan “Do-It-Yourself City” oluşumu da hem sürdürülebilirlik hem de ortaklaşa üretimin meyvesi. Tartışma konularına baktığınızda birkaç yıl önce Portland’da ortaya çıkan bedava posta servisinden sadece otobüs saatini değil, otobüsün o an hangi noktada olduğunu öğrenebileceğiniz online takip hizmetine kadar yaratıcı fikirleri içeriyor.


© D-BASE

Wired Dergisi’nin editörü Chris Anderson’ın taptazecik kitabı “Free” de rekabet ortamında kurumların bedava sunacakları ürün/hizmetlerden bahsederken, yeni çağın koşulları belirli bir amaç için ortaklaşa düşünmeyi, yaratmayı ve “kendin yap” kültürünü kaçınılmaz kılıyor.

18 Şubat 2009 Çarşamba

Doğadaki şifayı evinde yetiştir

BBC2, 9 haftadır "Grow Own Your Drug" ismiyle bir program yapıyor. Etnobotanik uzmanı James Wong mesleğini "bitkilerin nasıl kullanıldığına yönelik çalışan bilimadamı" olarak tanımlıyor. Tarifleri, strese karşı rahatlatıcı sıcak çikolatadan böcek ısırmasına yönelik kreme, soğuk algınlığına birebir tavuksuyu çorbasından burkulmalara yönelik biber bantlarına kadar geniş bir portföy çiziyor. Program, Reading Üniversitesi’nden Prof. Liz Williamson tarafından da denetleniyor.



Ne zamandır yazılıp çiziliyor, hatta evde çiftçiliğe yönelik bir sürü ürün tasarımı siteler arasında dolaşıp duruyor. Mesela Prepara’nın Mini Garden serisi tam da bu kitlenin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik. 'Naked Chef' Jamie Oliver de online satış sitesinden maydanoz, nane, fesleğeni özel tasarım ambalajlarda yetiştirebileceğimizi gösteriyor.



Kadın programlarında pratik bilgiler veriliyor ama hedef kitlesi miyiz? Hadi diyelim, haftasonu yayınlanan bir sağlık ya da mesleğinde belirli bir yere gelmiş şifacıların programına denk geldik diyelim, konuk davet etme tutkularından ve “ne yersin içersin” sohbetlerinin iç bayıltmasından kanal değiştirmeye mahkum kalmıyor mu? Programların formatları yeniden düzenlense hiç fena olmaz.

Kaynak: The Future Laboratory

29 Ocak 2009 Perşembe

İklimin geleceği...

Sürdürülebilir büyüme için çalışan İngiltere kökenli Forum for the Future, HP Labs ile ortaklaşa, “İklimin geleceği: 2030 için 5 senaryo” başlığında bir rapor yayınlamış. İklim değişikliğinin politik, ekonomik, sosyal ve psikolojik yansımalarını içeren bu hikayeler, tamamıyla dikkat çekmek için kurgulanmış ama geleceğimizi düşünmemiz için ciddi meydan okumalar içeriyor.

Herkes iklim değişikliğine konsantre olmuşken rapor ilk olarak, 2030’a kadar doğal kaynaklarımıza (su, ekilebilir topraklar, yeşil alanlar, deniz balıkçılığı, madenler) odaklanıyor. Malum 6,7 milyar olan dünya nüfusuna, o tarihe kadar 1,5 milyar daha eklenmesi öngörülüyor. Bunun yanı sıra, ulusal ve uluslararası politikaların belirsizliği (hala Kyoto’yu imzalamadık) ve teknolojinin olumlu anlamda sağlayacakları da senaryoları etkileyen faktörler arasında.

Her ne kadar aşağıdakiler kurgu olsa da, biri ya da birden fazlasının birleşimiyle farklı senaryoların gerçekleşeceği kesin. Çok geç olmadan hala çözümün bir parçası olabiliriz. Gelelim öne çıkan 5 senaryoya:

• İlk önce verim: Bu varsayıma göre inovasyon sağolsun, iş yapış şeklimizde ya da hayat tarzımızda bir değişikliğe gerek yok. Ama dünyamız, bireysel ve hızlı tüketimin doruk noktasına ulaştığı bir ortama dönüşüyor. Nanoteknoloji sayesinde akıllı tozlar, doğal hayatı ve çevreyi sürekli gözetliyor, yapay etler yetiştiriliyor (bu, Edge’de de bahsediliyordu), Amerika’nın doğusu, fırtınalara karşı ekolojik duvarla korunuyor, 2018’de Bengal kaplanının soyu tükeniyor, Batı Avrupa’nın enerjisini üreten Sahra Çölü, Güney Afrika Borsası’na kote oluyor ve ilk Cezayirli trilyoner, zenginler klübüne giriyor.



• Hizmet dönüşümü: En pahalı emtia, artık karbon. İhtiyaçlara cevap verebilmek için şirketler ürün yerine hizmet satıyor. Bulaşık makineleri pahalı, tek başına araba sahibi olmak nerdeyse imkansız. Yeni düzen; komşunla paylaş. Avustralya’nın orta kesimleri ile Oklahama susuzluk nedeniyle boşaltıldı. Aşırı uçtaki iklim partileri, belli tavizleri koparabilmek için dikkat çekmeye çalışıyorlar. Güney yarımküre nüfusu patlamış durumda, fiyatlar almış başını gidiyor. 2025’te Libya’da görülen ortalama sıcalık 60°C. İlk sanal Olimpiyatlar 2028’de düzenliyor.



• İlerlemeyi yeniden tanımlamak: Yeni önceliklerimiz “hayat kalitesi” ve “refah”. Ülkeler refah seviyesinde birbiriyle yarışıyor ve Uluslararası Refah İndeksi’nde Güney Kore Devlet Başkanı, ekonomik büyüme oranını sıfır, asıl hedeflerinin ise hayat kalitesini iyileştirmek olduğunu açıklıyor. Çin’de empati makineleri peynir ekmek gibi satılıyor. Ama “mutluluk” ne yazık ki küresel değil. Hala büyük şehirler kendilerini kapitalizmin cenneti olarak konumlandırıyor. Bununla baş edemeyen fakirler yaşam savaşı veriyor. 2017’de, Amerikalı uzmanlar intihar salgını konusunda uyarıyor. Şehirlerde “kendin yap (DIY)” kulüpleri çoğalıyor. 2022’de İngiltere’de perakende markası, kazaktan çok örgü için yünün satıldığını açıklıyor.



• Çevre savaşı ekonomisi: İklim değişikliğiyle mücadele için çok ciddi önlemler alınmaya devam ediyor. Çocuk sahibi olmak için izin alınması gerekli. Artık her evde karbon monitörleri bulunuyor. Eğer enerji kotası aşıldıysa ne kettle ne de bulaşık makinesi çalıştırılamıyor. Yeni Zelanda’nın %18’lik nüfusunu, sellerden etkilenen Bangladeşliler ve yaşam yerleri sular altında kalan Pasifikliler oluşturuyor. 2020’de kuzey yarımkürede kış hiç yaşanmadı. 2029’da Antartika’da ilk yerleşim 2029’da başladı ve 10 yıla kadar da 3,5 milyon insanın yaşaması bekleniyor. Tabii bu arada kıta maden açısından yağmalanmaya başladı.



• Korumacı dünya: Küreselleşme gücünü kaybediyor. Ülkeler, her ne pahasına olursa olsun doğal kaynaklara ulaşmaya ve güvenliğe odaklanıyor. Ortadoğu ve Afrika’da su yüzünden bio-kimyasal savaş patlak veriyor. Askerler, Kuzeybatı pasajının erimesiyle ortaya çıkan petrol, doğal gaz ve altına ulaşmak için mücadele ediyor. Ortadoğu ile Güney Asya’yı sanal dünyaya bağlayan Akdeniz’deki kablo altyapısına terörist saldırı. Tamiri kim yapacak belli değil. AsiaNet, 1 milyarıncı üyesini bünyesine kattı. 2022’de Fransa ile Cezayir Hükümetleri arasında sivil toplum kuruluşlarının şimşekleri çeken anlaşma: 10 yıllık nükleer atığa karşılık, 80.000 mülteci. Güney Afrika Birliği, güneş enerjisi kaynağı sebebiyle Avrupa Birliği aday ülkesi olmak üzere davet edilen Fas’a tepkili. 2029’da Coca Cola, kuruluşundan bu yana ilk kez dağıtımının küçüldüğünü açıklıyor. Hemen ardından bölünen şirketin her iki parçası da, “orjinal tad”ın gerçek sahibi olduğunu savunuyor. “Küreselleşmenin Sonu” kitabı en çok satanlarda 1 numara.

19 Aralık 2008 Cuma

Eskilere nur mu yağacak?

Associated Press 2009 yılı trendleriyle ilgili yaptığı haberde, Marian Salzman’dan Ann Mack’e, The Intelligence Group’tan Trends Research Institute’a kadar trend konusunda öne çıkmış uzman ve ajanslardan görüş almış. TrendHunter’ın kurucusu Jeremy Gutsche ile Promystl’ın Kuzey Amerika Direktörü Rita Nakouzi’nin ortak açıklamasına göre de “kendin yap (DIY)” ve “upcycling” öne çıkacakmış.


© McDonaugh & Braugart

Peki “upcycling” ne derseniz, aslında yıllardır bildiğimiz, kimilerimiz çokça tercih ettiği, dekorasyon dergilerinde rastladığımız eskileri değerlendirme işi. Yani, çöpe gideceğine, ürüne yeni bir anlam ya da fonksiyon katarak farklı bir forma sokmak. Ancak, afilli kelimemiz çevreciliğin doruk noktasına çıktığı, herkesin en efektif tasarımlar yapmaya çalıştığı 2000’lerle birlikte literatüre de girmiş oluyor. Kavram ile ilk olarak, William McDonaugh and Michael Braugart’ın 2002 yılında yayınlanan “Cradle to Cradle” kitabıyla birlikte tanışıyoruz. Kitap, ekolojik zeka ürünü tasarımlar yapmak için manifesto niteliğinde kurgulanmış.


© Tyler Vreeling

Mesela, Kanadalı Tyler Vreeling, şirketi Fat Crow Design ile bu stili benimseyerek çalışmalar yapıyor. Hatta geri dönüşüm tercih edildiğinde kullanılan kimyasallar ya da enerji sebebiyle yeteri kadar “yeşil” olmadığını düşünen Vreeling, “upcycling”in (ki eminim öyle anlamdırmıyorlardı :=) çiftçi çocuğu olarak o zamandan beri içine işlemiş olduğunu belirtiyor. Yukardaki resimde yer alan aydınlatma çelikten, askılık ise kayaklardan yapılma.


© Rut Orrmalm Olsson

Devir tutum devri ya, Etsy’den çeşitli bloglara kadar “upcycle” konusunda elinizin altında derya deniz bir kaynak mevcut. İsveçli tasarımcı Rut Orrmalm Olsson’ın kullanılmış gazetelerden yaptığı perde ya da paspaslar hiç de fena görünmüyor, değil mi? Ömrünü doldurduğunu düşündüğünüz eşyalarınıza tekrar bir bakın derim, belki yeni yıl hediyeleriniz için yaratıcı fikirler doğurur, kim bilir...

10 Haziran 2008 Salı

Etsy’den Seth Godin incileri...

Etsy’yi duymayan sanırım kalmamıştır. El yapımı tasarımları bulabileceğiniz online satış sitesi. Sitedeki görsellerden fazla hanım hanımcık gibi algılanabilir. Ama Etsy yöneticileri önlemlerini önceden alarak “Ahbap Bakışaçısı” diye köşe yaratmışlar. Malum bu pazar, Babalar Günü. Hediye alternatifleri için bir sürü de yazı yayınlamışlar. Ama benim ilgimi çeken ise pazarlama gurusu ve Mor İnek’in yaratıcısı Seth Godin ile yaptıkları röportaj. Hatta röportajda bu hanım hanımcık olayını Godin’e de soruyorlar. İşte “Small is the new big” kitabının yazarından hem ufak olmaya hem de erkeklere yönelik satış tekniklerine yönelik inciler:



- Büyük önemliydi. Büyük, ölçek ekonomisi demekti. (Ufacığın ekonomisi diye birşey duydunuz mu?) Herkes Fortune500’de yer alarak servet sahibi olmaya çalışıyordu. Bunun da sebebi değer yaratmak içindi. Değer, yüzlerce çalışan, 9 haneli TV reklamlarından ve büyük satışlardan geliyordu. Değer yaratan sadece büyük şirketler değildi. Büyük uçaklar daha hızlı ve daha verimliydi. Büyük binalar iletişimi kolaylaştırıyor ve bulundukları alanı daha verimli kullanıyorlardı.
- “Çabucak büyü!” yeni kurulan şirketlerin mottosuydu. Çünkü, büyük şirketler halka açılabiliyor, sermayeye daha kolay ulaşabiliyor ve bunu daha da büyütebiliyorlardı.
- Ama küçük gerçekleşti. Enron battı. Dünya Ticaret Merkezi hedef oldu. Sadece 4 kişiyle yönetilen BoingBoing, New Yorker’dan yüzlerce kat hızlı büyüyen okuyucu kitlesine ulaştı.
- Büyük bilgisayar kutuları, ufacık Ipod’larla yer değiştirdi.
- Küçük olmak ise, kurucusunun önemli kararlara daha yakın olmasını ve bu kararları daha hızlı almasını sağlar.
- Küçük, üretim, lojistik ve faturalama gibi sıkıcı işleri başka firmalara delege etmeyi ve böylece olağanüstü işleri üretme ve hikayenizi dinlemek isteyenlere vakit ayırmanızı sağlar.
- Alışveriş alışkanlıklarında cinsiyet farkı değil ama cinsiyet benzerlikleri var. Bazı kadınlar spor yapar gibi alışveriş yapıyor. Avın kendisi kadar yakaladıklarından da keyif alıyorlar. Aynı keyfi alan erkeklere yönelik satış yapılacaksa hikaye ve süreç kadar ne satıldığı da önem kazanır.
- Elle birşeyler yapılması pek hanımlara hitap edilen bir iş değilken Etsy’nin gelişiminde %96’lık kadın payı var çünkü Etsy kişiden kişiye tavsiye edilerek büyüdü. Ve insanlar kendileri gibi olanlara tavsiye etmekten hoşlanırlar. Erkekleri kemirmek yerine kadınlara ulaşmaya devam.
- Tipik erkek, kadının çok fazla çaba ve zaman sarfettiğini düşüneceği bir şeyi almak ister. Çünkü, sürecin önemli olduğunun artık farkına vardılar. Hikayenin kolay tekrar edilebilirliği gösterilmeli.

29 Mayıs 2008 Perşembe

El emeği göz nuru

Gün geçtikçe ne kadar çok kavram hakkında karşılaştırma yapıyoruz. Global yerele karşı, büyük küçüğe karşı, materyalizm maneviyata karşı, vs vs vs. Şimdi bahsedeceğim konu da, bağımsız ruhları, “kendin yap” felsefesini ve büyük markalara karşı elişçiliğini yücelten anlamlı bir hareket. 2009 festivallerinde gösterilmek üzere hazırlık aşamasında olan bağımsız dokümanter yapım "Handmade Nation: The Rise of DIY Art, Craft & Design" için Los Angeles’ta “sessiz sanat açık arttırması” düzenleniyor. Tanınmış ve yıldızı parlamak üzere olan yaklaşık 30 sanatçının ürünleriyle düzenlenen açık arttırmanın tüm geliri filmin yapımına bağışlanacak.

Kitabı da yayınlanacak olan “Handmade Nation”ın temel amacı, geleneksel ya da geleneksel olmayan yöntemlerle pazarda yer almaya çalışan sanatçı, zanaatkar ve tasarımcıların takdir görmelerini ve ekonomik özgürlüklerini artırmak. Zaten Amerika’da bu konuyla ilgili bayağı bir literatür, elişçiliği desteklenmesi üstüne birçok etkinlik mevcut. Filmin bloguna da “indiecraftdocumentary.blogspot.com” adresinden ulaşabilirsiniz.



Etsy; Artsefest; Kinfolk Crafts; Craftmall; Stowecraft online satış yapan sitelerden sadece birkaçı. Türkiye’de bu konu, biraz daha evhanımlarımızın aile ekonomisine katkısı ya da hobi olarak görünse de Atölye Mariposa, My Handwoven ve Elemegi de incelemeye değer.

Not: Aşağıdaki eser, Portekizli sanatçı Joana Vasconcelos’a ait. Elişi ve sanatın birleşimine yönelik süper eserleri var. Nike'in swoosh'undan yola çıkarak tasarladığı da harika.

21 Mayıs 2008 Çarşamba

Fotoğraf makineni kendin yap!

DIY (do-it-yourself), son yılların dikkat çeken konularından. Kimi karınca kararınca ekip biçiyor, kimi mobilya ya da aksesuvarlarını yapıp web üzerinden satışa sunuyor. Stok görsel kiralayabileceğiniz Corbis ise, fotoğraf tutkunlarına hazır ve de grafik tasarım harikası maket makinelerle kendi sevimli kameralarını yapmalarını sağlıyor. Üstelik, nasıl film çekebilecekleri, hangi ışıkta daha iyi sonuç alabileceklerine dair ipuçları da var. Çekilen fotoğrafların kalitesi tartışılabilir ama nisanın sonundan beri yavaş yavaş 1 komün yarattığı da gerçek. Siz de kendi kameranızı yapmak ve çektiklerinizi yüklemek isterseniz, Corbis'i ziyaret edebilirsiniz :=)