31 Temmuz 2009 Cuma

Yeşillenen çatılar beyaz mı olacak?

Küresel ısınma bir sorun değilken, henüz alternatif enerji seçenekleri bu kadar çoğalmamışken güneş enerjisi panelleriyle tanışıyorduk. Oysa ki şimdi paneller, bütünün sadece ufak bir parçası. Çatıların güneş enerjisi panelleriyle kaplı olduğu, arabanın kullanılmadığı yemyeşil köyler inşa ediliyor.


© Butch Martin

Birkaç yıl önce ise henüz binalar ya da yerleşim alanları bu kadar çevre dostu değilken, binaların çatıları ya da duvarları bir anda çimle kaplanmıştı. Amaç, sera etkisini azaltmak, ortalama şehir sıcaklığını düşürmek ve şehir içinde bile doğal hayata zemin sağlamaktı.

Şimdi New York Times’da yayınlanan yazıya göre en taze öneri, çatıları beyaza çevirmek. Hatta bu işlemi yapmış bir ev sahibi, geçen yıla göre elektrik faturasında %10’luk bir indirim gözlemlemiş. Ancak, alternatif medya oluşumlarından GOOD, tartışmaya katılarak beyaz çatı önerisinin her yere uygulanamayacağını ifade ediyor. Soğuk iklimli yerlerde beyaz çatı kullanıldığında kışın ısı sorunu yaşanacağından, daha fazla enerji harcanacak ve haliyle astarı yüzünden pahalı olacak.


© CGIBackgrounds

Geçen hafta TED Global, Oxford’da düzenlendi ve konuşmacılar arasında bulunan İngiltere Başbakanı Gordon Brown küresel ısınmayla ilgili olarak ülkeler üstü bir oluşum yaratılması gerektiğini belirtti. Her ne kadar Birleşmiş Milletler var ve yıl sonunda Kopenhag’ta Küresel Değişim Konferansı düzenlenecekse de "über" bir oluşuma ihtiyaç duyulduğunun ifade edilmesi önemli bir özeleştiri olsa gerek.

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Bugün var, yarın yok!

Trendwatching, perakendede pop-up kültürünün sinyallerini verdiğinden bu zamana beş yıl geçmiş. Ancak trend hız kaybetmediği gibi daha da yaygınlaşıp pazarlama aktivitelerinden restoranlara kadar uygulama alanı genişliyor.

Amaç, kısa bir zaman aralığında ürün ya da hizmeti sunmak. Hermes, Amerika’nın en lüks yerlerinden Hamptons’da hedef kitlesiyle buluşurken, Nike ve Cool Cats hem yeni sneaker'larını tanıtmak hem de Tour de France’ın Paris’e ulaşmasına itafen pop-up dükkan açıyor.


Nooka Pop-Up Shop

Prada Vakfı, çağdaş sanatı desteklerken dünyanın önemli müzelerinden ya da sergi salonlarından birinin kapısını çalmak yerine eski bir depoyu kiralayıp önde gelen sanatçılarından Carsten Höller ile birlikte Double Club Projesi'ni hayata geçiriyor. Kongo kültürünü tanıtmak ve bu süre içinde edilen gelirin yarısını Kongo’daki kadın ve çocukların yararına bağışlamak üzere doğu ile batıyı buluşturuyor. En taze örnek ise Amsterdam’daki Pop-Up Cafe.

Patlama yaşanan diğer bir alan ise ev/restoranlar. Çoğu kendi bloğundan, Facebook’tan ya da twitter’dan rezervasyon kabul ediyor. Haftanın belirli günleri açıklar ve nerdeyse 1 ay sonraya rezervasyon kabul ediyorlar. 3 ya da 4 yemekli menünün ortalama ücreti 20 ile 30 pound arasında değişebiliyor. Hafif yasadışı bir durum olsa da gizem ilgiyi körüklediği gibi Times, Londra’nın ilk 10 ev bistrosunu listelemiş bile.


Horton Jupiter of The Secret Ingredient

Herşeyin çok çabuk tüketildiği, ürün ya da hizmetlere sürekli versiyon eklendiği bir dünyada yenilik arayan kitlelerin ihtiyacını “bugün var, yarın yok” kültürü karşılamaya devam edecekmiş gibi görünüyor.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Umut elçileri, tasarımcılar...

Bir tasarımcının aynı zamanda hangi vasıfları taşımasını beklersiniz? Sanatçı, mucit, tamirci, ekonomist, stratejist... Son dönemde tasarımsal düşünce (design thinking) ya da iş tasarımı (business design)nın da yükselişte olması, geleceğin tasarımcısının nasıl tanımlanacağı ve hangi değerlere sahip olması gerektiği üzerine yoğunlaşılmasına neden oluyor. Ben de, Radikal Tasarım Eki’nin 26 Temmuz’da yayınlanan sayısında bu konuya değinmeye çalıştım. Keyifle okumanız dileğiyle...

24 Temmuz 2009 Cuma

Yeni çekim merkezleri için alternatif festivaller...

Nerdeyse keşfedilmemiş nokta kalmamışken yeni nesil gezginler her türlü plan ve programlarını önceden hazırlıyor, üstelik planlı kaşifler diyebileceğimiz bu gruplar o bölgenin tematik ya da özel günlerine denk getirerek yolculuklar yapıyorlar. İşte şimdi Çanakkale’nin hem İstanbul’a yakın bir tatil merkez olması, hem de doğası ve tarihi yapısına kültür sanat boyutu da ekleniyor.



İstanbul Güncel Sanat Ütopyaları Derneği ¨cˇu'm„a*, bu yıl ikincisi düzenlenen Buluşma Noktası’nı Büyükhüsun Köyü’ne taşıyor. “Büyükşehirlerin karmaşasından, betonlarından ve festivallerinden sıkılanlar”a açık davet şeklindeki festival, farklı kültürlerden ve ülkelerden katılımcıları kırsal ortamda kültür, sanat ve yaratıcılıkla buluşturuyor. 13-18 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek projenin teması ‘geri dönüşüm’.

Ekolojik ve geri dönüşümlü ürün tasarımının önde gelen isimlerinden Atelier BomDesign ile köylülerin günlük ‘ihtiyaçları’nı karşılamak amacıyla çevrelerinde bulunan nesneleri ‘yeniden değerlendirme/dönüştürme’ konusu çalışılacak. Performans atölyesinde Büyükhüsun’lu kadınların rehberliğinde folklorik Harmandalı ve Karşılamalar danslarını oluşturan unsurlar çağdaş dans perspektifinden incelenecek.



Yerel Mutfak Atölyesi ile katılımcılar Büyükhüsun’lu kadınların rehberliğinde ve Akdeniz Mutfakları Konservatuarı Türkiye Kolu Başkanı Prof. Hasan Açanal’ın koordinasyonunda geri dönüşüm konseptini düşünerek saklama metodlarıyla birlikte yerel yemek tarifleri hazırlayacaklar. Düzenlenecek atölyelerin dışında, köy ile etkileşimi desteklemek için, her katılımcının sebze toplama, bitkileri sulama, otları biçme, duvarları boyama gibi köyün gündelik iş yükünü hafifletecek basit işleri kapsayan sosyal çalışma grubuna katılabilecek.

Kültürel açıdan yeni çekim merkezler oluşturmak, sürdürülebilirlik gibi küresel kavramları yerelle buluşturmak, gönüllü olarak çalışmak, tasarımsal bakışaçısının günlük hayatımıza neler katabileceğini merkezden uzaktaki toplulukların da deneyimlemesini sağlamak artık kaçınılmaz. Ülkemizde bu tür örneklerle daha fazla karşılaşmak arzusuyla Esra Aysun ve Ece Pazarbaşı’nı da tebrik etmek lazım.



Bu arada, eğer bu çalışmaya katılmaya karar verirseniz Ağa Han ödüllü Han Tümertekin’in iki yapısını görmeden dönmeyin. Bir tanesi, Tümertekin’in ödülü kazandığı B2 Evi, diğeri de SM Evi.

21 Temmuz 2009 Salı

Uzak-yakın, yakın-uzak...

Şu an imkansız gibi görünen herhangi bir hizmet ya da ürünün gerçekleşebilmesindeki en önemli etkenler, gerekli olan teknolojinin geliştirilebilmesi ve tabii ki teknoloji maliyetinin de karşılanabilir olması. Peki, bu detaylara takılmadan gelecekte bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz?

Çevre kirliliğinden bahsediyoruz, ya uzay çok mu farklı? Uzay seyahati için sıraya girenler, gönüllü olarak uzay temizliğine de girişir mi? Ya da Virgin Galactic'in sosyal sorumluluk konusu uzay temizliği olabilir mi?



Navigasyon konusunda Tomtom şu an yükselişte. Şirket üst düzey yöneticileri, deneyim ve kullanıcı tasarımı üzerine düzenlenen seminerlerden sıkça davet alıyor. Ancak gelecekte TomTom mutlaka farklı bir kimliğe bürünecekken, arabaların ön camları TomTom'un sunduğundan daha fazlasına sahip olacak ve bu özellik aksesuar özelliğinde olmayacak.



Tam Philips'e yönelik bir ürün. Eminim çoktan akıllı aynayı da düşünmüş ve maliyeti nasıl aşağı çekerim diye çalışmaya başlamışlardır.



Hastane fobisi olanlara birebir! Siz hastaneye gideceğinize, robot doktorunuz ayağınıza gelse?



Hem kişiselleştirme hem kendin yap kültüründen bahsederken 3 boyutlu yazıcı es geçilebilir mi?



Yediğiniz, içtiğiniz, giydiğiniz ama etiketinde daha anlaşılır bilgilerin yer aldığı ürünler istemez misiniz? 3G gibi bu hizmet de sıradanlaşacak.



Kaynak: ImpactLab