14 Mayıs 2009 Perşembe

Sadakat tasarımı!

Multidisipliner yaklaşım, sürekli sorgulayan bir çalışma ortamı ve hep daha iyinin peşinde olma arzusu... Tabii ki ticari bir şirketten bahsediyorum! Herşeyin planlı ve belirli bir stratejiye göre yapıldığından da eminim ama fark yaratmak isteyenlerin örnek aldığı ve ürettikleriyle rol model olan, “evet, ya biz de böyle iyi şeyler çıkarmalıyız!” dedirten faydalı bir virüse sahip. Bahsettiğim IDEO’dan başkası değil. Ürün tasarımından hastane deneyimine, sosyal sorunlardan marka stratejisine kadar çok çeşitli konularda söz sahibiler.



Müşterileriyle birlikte fikir paylaşımında bulundukları yeni konuları, sadakat! New York ofislerinde düzenledikleri toplantıda;

• insanların niye belirli deneyimlere, ürünlere ya da markalara sadık oldukları,
• eski alışkanlıklarından nasıl vazgeçebilecekleri,
• kişilerin güven ve bağlılıklarını kazanabilmek için hangi deneyimlerin tasarlanması gerektiği üzerine

görüş alışverişinde bulunmuşlar.



Eğer siz de “sadakat” üzerine düşüncelerinizi tazelemek istiyorsanız IDEO’nun taslak çalışmasına göz atabilirsiniz. Üstelik, bu kriz ortamında marka bağımlılığından feraget etmek zorunda kalan müşterileri geri kazanmak için iyi de bir fırsat yakalanmış olur!

12 Mayıs 2009 Salı

Kağıdın gücü adına...

Ekoloji, çevreci duruş ya da sürdürülebilirlik. Hangi sebebi sayarsanız sayın, “kağıt” hep değerliydi şimdi daha da değerli. Geri dönüşüm için önemli bir hammadde olan kağıt, form ve fonksiyon açısından tasarımcıların gözbebeği. İster tek kullanımlık yemek takımı ister karo olsun, yaratıcılığın sonu yok. En önemlisi de dayanıksız gibi görünen kağıt, inovatif yaklaşımlarla mutfak tezgahı bile olabiliyor.


© Wasara


© Straw Sticks and Bricks


© PaperStone

Hem inovasyon hem de tasarımı birleştiren en yeni örnek ise, Parapu Chair. İsveçli araştırma laboratuarı PulpLab, tamamıyla geri dönüşebilen ve hammaddesi kağıt olan DuraPulp ürününü yaratıyor. Sadece 2 mm kalınlığında olan hammadde için 2003 yılından beri çalışma yürütülüyor. İsveç’in önemli mimarlık stüdyolarından (ürün tasarımı da yapıyorlar) Claesson Koivisto Rune da çocuklara yönelik rengarenk Parapu’ları tasarlayarak Milano Tasarım Haftası’nda görücüye çıkarıyor.



Inhabitat’ın da belirttiği gibi kağıt ile diğer malzemelerin birleşiminden oluşan yeni nesil hammadeler, nanokağıt ya da köpükkağıt, doğmak üzere. Araştırmacıların, tasarımcıların, üreticilerin dikkatine!

10 Mayıs 2009 Pazar

İyi ki doğdun, Mini!

1956-7 yılında Suez'de yaşanan petrol krizinin ardından Sir Alec Issigonis’ten tek galonla çalışacak yeni bir aile araba tasarlaması istenir ve böylece herkesin beğenisi kazanmış Mini de 8 Mayıs 1959 yılında doğar. (Bu arada, Issigonis, İzmir doğumlu bir Rum ve dedesi de Aydın-İzmir tren yolunu yapanlar mühendislerden biri olarak İngiliz vatandaşlığına hak kazanır. 1922 yılında babasını kaybeden genç Alec annesiyle birlikte İngiltere’ye göç eder.)



50. yaşını kutlayan Mini o günden beri kendini yenilemeyi başararak her jenerasyonda ciddi hayran kitlesi edinmeye devam eder. Sayısız Hollywood filmlerin baş kahramanı olur. Kişiye özel tasarımı sebebiyle alıcılar arabalarını internet üzerinden an be an tutkuyla takip eder. Geri dönüştürülebilir malzemeleriyle çevre dostu olduğunu kanıtlar. Şimdi de meraklıları gelecek yıl lansmanı yapılacak olan Crossover modelini bekliyor.


© Sir Paul Smith

Mini sahibi olup olmamanız fark etmez! Eğer 22-24 Mayıs’ta Londra’ya yolunuz düşerse, Silverstone’daki yarışlı ve bol konserleri etkinliğe katılarak tasarım harikası Mini’nin doğumgününü siz de kutlayabilirsiniz.

5 Mayıs 2009 Salı

Sağlıklı ve doğru beslenmek çok mu zor?

Artık Türkiye de obezlik sorunu ile karşı karşıya olan bir ülke. Son yapılan araştırma gösteriyor ki nerdeyse 2 kişiden biri obez. Sağlıklı beslenme uzmanlarının da savunduğu en temel unsurlardan biri, doğru beslenme değil mi? Kimse bize kebap yemeyin demiyor ama tek öğünde 3 günlük kaloriyi tüketip bunu alışkanlık haline getirirsek birşeylerin yanlış gittiğini kabullenmemiz gerekiyor.



Sağlıklı beslenmeyle ilgili ciddi sorunlar yaşayan Amerika ve İngiltere bilinçlendirme çalışmalarını bir süredir yürütüyor. Mesela, “Akılsızca Yemek” kitabının yazarı Brian Wansink, öğretim üyesi olduğu Cornell Üniversitesi’nde Food and Brand Lab’in de direktörü. İster doktora yapan araştırma görevlisi ister burs kazanan bir gazeteci olun, Lab’de sağlıklı beslenmenin nasıl daha cazip hale getirilebileceği üzerine kafa yoruluyor. Lab’in sosyal sorumluluk projesi “smarter lunchrooms” ile da okullarda bilinç yaratılmaya çalışılıyor.



Çocuklarının sağlıklı besinler tüketmelerini isteyen ebeveynlere önerileri arasında ise sebze-meyvelere avatar benzeri lakaplar takılması ya da yararlı yiyeceklere iştah açıcı/sevimli stickerlar yapıştırılmasını öneriyorlar. İngiltere’de bu misyonu üstlenen Bangor Üniversitesi ise Food Dudes programını geliştirmiş. İlköğretim çağındaki çocukların sağlıklı beslenmelerine yönelik bilinçlendirilmesini hedefleyen programda, rol model olarak çizgi karakterler kullanılmış.



Sanırım, ağaç yaşken eğilir diye başlanan bu yolun hangi durağında yoldan çıktığımız ve özgür irademizi niye çoğunlukla sağlıksız olandan yana kullandığımızı çözersek bayağı bir yol kat etmiş oluruz.

3 Mayıs 2009 Pazar

Her kriz bir fırsat barındırır...

Krizin işler ordusu doğurduğu bir gerçek. Peki bu insanlar vasıfsız ya da beceriksiz oldukları için mi işsiz? Sanırım dünyanın en büyük şirketleri batarken ya da devlet yardımını dört göz beklerken CEO’larının ne kadar vasıflı olduğunu sorgulamak daha adil olur diye düşünüyorum (Önümüzdeki yıl açıklanacak Fortune500 listesini merakla bekleyeceğim).


© Mario Tama

Devir, sosyal toplulukların devri diyoruz. Açık inovasyon ile fikir geliştirme döneminin yükselişe geçtiğinden bahsediyoruz. İşsizlerin ya da bugüne kadar doğru ağı kuramamış kişilerin oluşturduğu sosyal topluluklar birer birer çoğalıyor. İşi olsun ya da olmasın herkese açık olan bu etkinliklerin temel amacı, herkesin deneyimini ve neler yapılabileceği konusunda fikirlerini paylaşması, yol göstermesi, çevre genişletmek için alternatif sunması, bilgi akışının hızlandırılması ve (belki de en önemlisi) kişinin bugüne kadar bastırdığı ama kriz ile birlikte tetiklenen asıl yapmak istediği işin üzerine kafa yordurması.



LaidOffCamp etkinlikleri, Mart’tan bu yana Amerika’nın çeşitli şehirlerinde düzenleniyor. Sponsorları da sağolsun katılım bedava. Kişisel marka yaratımı, sektör değişimi, alternatif gelir elde etme yolları ya da serbest çalışan olmak için neler yapmak gerekir değinilen konulardan sadece birkaçı. Soup Stone ise Barack Obama’nın Yemin Töreni’nden etkilenerek başlatılmış bir oluşum ama felsefesi taaa Grimm Kardeşlerin meşhur masalına dayanıyor. Benzer zihin yapısına sahip yaratıcı kişilerin biraraya geldiklerinde nasıl daha büyük bir katma değer yaratabileceklerini kanıtlayabilmek adına doğmuş.



MRKTNG ZONE toplantısında Euro RSCG Türkiye CEO’su Levent Erden’in de dediği gibi “ilk kez güneş doğmadı” ama bizler ki mücadele etmeye alışmış bir ırkız, bu ortamından üstesinden gelecek oluşumlar doğurmaya devam edeceğiz.