13 Ağustos 2008 Çarşamba

Yükselen Polonya...

2004 yılında Avrupa Birliği’ne giren eski Doğu Blok ülkeleri içinde İngiltere’ye en fazla göçü veren ülke Polonya olmuş. İngiltere’nin ağırlıklı tarım ve inşaat işçisi, çocuk bakıcısı ve hemşirelik açığını karşılayan Polonyalılar azımsanmayacak bir sayıya ulaşınca perakende ve finans sektörünün de haliyle ilgisini çekmiş. 2. Dünya Savaşı’ndan beri birbirlerine gönül bağlılığı duyan, bunun için bir müzeye evsahipliği yapan Londra’da, o dönem göç etmiş olanların açtığı şarküteriler hala butik hizmetlerini sunmakta. Yaklaşık 750.000 Polonyalının yaşadığı ülkede The Sun, 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın etkisiyle Polonyaca ek yayınlayan ilk gazete oldu. Ancak bu rüzgar artık ters esiyor.

Polonya ile İngiltere’deki yaşam standartları arasında ciddi fark bulunması İngiltere’ye çalışma başvurusunda bulunanların oranında azalmaya, hatta Polonya’ya geri dönüşlere sebep vermeye başlamış. 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası’na Ukrayna ile beraber evsahipliği yapacak olan Polonya’nın her seviyede kalifiye insan gücüne ihtiyacı artıyor. AB ile birlikte finans sektörünün de ciddi ilgisini çeken Varşova, dünyaca ünlü tasarımcıların elinden çıkma binalarla çekim alanı olmaktan da geri kalmıyor. Zlota 44, Polonya kökenli Amerikalı mimar Daniel Libeskind imzalı. 251 lüks dairesiyle Varşova’nın panoramik manzarasına hakim bir konumda.



Sırada ise projesi onaylanan 240 mt yüksekliğinde, lüks dairelere, otele ve alışveriş merkezine sahip olacak Zaha Hadid imzalı Lilium Tower bulunuyor. Son birkaç yıldır yurtdışı turizm destinasyonlarımız arasında öne çıkarılan (outlet centerlı :=) Varşova, Krakow ve hatta Gdansk’ı yakınen takip etmekte fayda var.

11 Ağustos 2008 Pazartesi

Oturduğunuz ya da yattığınız yerde esinti

Günlük hayatımıza etkisinin hala tam olarak gerçekleşmediği nano teknolojinin niemtlerini beklerken Zihni Sinir projeleriyle ünlü Japonlar bazı sıkıntılara son vermeyi başarıyor. Belirli bir süre sonra ısınan koltuğun ya da sandalyenin yarattığı sıkıntıdan rahatsız olanlarınız mutlaka vardır. Klimalı yataklar ve kıyafetler üreten Kuchofuku firması, satış fiyatı 89 dolar olan ve pille çalışan Suzukaze’yi yaratarak şimdilik bu soruna çözüm üretmiş. Üstelik uzun araba yolculukları için de çözümü hazır. Teknolojinin daha ileri fırsatlar sunmasını bekleyene kadar belki de gözü açık üreticiler oturma gruplarının, yatakların ya da araba koltuklarının içine bu teknolojiyi entegre ederek rakiplerinden ayrışmayı başaracak.

7 Ağustos 2008 Perşembe

Doğal ve organik gıda devi Türkiye'ye gelir mi?

Hala “gelişmekte olan” statüsünden kurtulamayan “yalnız ve güzel ülkem” irili ufaklı markaların ilgisini çekmeye devam ediyor. Sanırım şu zaman dilimi için en son bomba, Best Buy. Elektronik ürünler pazarında bu kadar çekişme yaşanıyorken, Best Buy’ın ortamı daha da kızıştıracağına eminim. Peki ya benzer durum market piyasasında yaşanır mı? Birkaç yıl önce Tesco geldi ama ben “yeşil”in bu kadar gündemde olduğu bir dönemde organik ve doğala yatırım yapan Whole Foods’tan bahsediyorum.



1980 yılında kurulan Whole Foods, şu an Amerika, İngiltere ve Kanada’da doğal ve organik ürünlerde dünyanın en büyük perakendecisi. Felsefeleri, ekip biçtiğimiz ve verim aldığımız bu topraklarla insanoğlunun zincir ilişkisini simgeliyor: “Whole Foods, Whole People, Whole Planet”. Yerel üreticilere yönelik kredi programlarıyla marketlerinde satılacak ürünlerin sürekliliğini ve verimini artırmaya çalışıyorlar. Tabii ki, her marka gibi Whole Foods ve ürünleri hakkında da türlü yorumlar mevcut ama hizmet kaliteleri ile rakiplerinden çoktan ayrışmış durumdalar. Üstelik, Amerika ya da İngiltere’deki rakipleri doğal ve organik konusundaki yapılanmalarını yeni oluşturuyorlar.



Evet, Türkiye’de sebze/meyve alışverişi ağırlıklı pazardan yapılıyor. Şişli’deki organik pazarın geçmişi de çok değil ancak süpermarketlerimiz gıda ürün satın almalarına benzer anlayışla mı yaklaşıyor? Bunun için bir destek ya da yatırım yapılıyor mu? Üstelik Alara Tarım gibi uzmanlaşmış ve ayrışma başarısını yakalamış bir dev de bu topraklardan çıkma. Metropollerimizdeki bilinçli tüketicilerin sayısı gittikçe artarken, süpermarketlerin bu konuya verdikleri önem rakiplerinden ayrışmalarında önem kazanacaktır.

5 Ağustos 2008 Salı

İskandinav tasarımının ustasına saygısı...

Finlandiya diyince aklınıza ilk ne gelir bilmiyorum ama benim aklıma, “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” kitabı, Marimekko ve tabii ki Alvar Aalto geliyor. İskandinav ülkeleri tarafından “Modernizmin Babası” olarak da nitelendirilen mimar/tasarımcı adına şimdi de üniversite kuruluyor. Sadece eserleri değil adına kurulmuş vakıf, akademi, mimarlık ödülü ile de yaşatılan Aalto, şimdi de saygın bir üniversite ile yaşatılacak. Helsinki School of Economics, University of Art and Design Helsinki, Helsinki University of Technology’nin tek çatı altında toplanmasıyla oluşacak yeni eğitim kurumu, Ağustos 2009’da öğrencileriyle buluşacak. Yolunuz bu ay sonuna kadar Estonya'ya düşerse Tartu Üniversitesi'nde Aalto adına açılmış sergiyi ziyaret edebilirsiniz.

3 Ağustos 2008 Pazar

Helvetica'dan sonra yeni film yolda.

Geçen yıl İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen Helvetica’nın yönetmeni Gary Hustwit’in yeni filmi yolda: “Objectified”. Meşhur font Helvetica’nın 50. doğumgünü şerefine hazırlanan ilk filmin ardından Hustwit, şimdi de endüstriyel tasarım üzerine bir proje hazırlığında.



Yapım süreciyle ilgili güncel bilgilere ulaşılabilecek bloğun ilk yazısında Hustwit, filmlerinin çıkış noktasını tamamıyla merak olarak nitelendiriyor. Ne grafik ne de endüstriyel tasarım konusunda uzman olan Hustwit, her iki konunun hayatımızı ne kadar etkilediğinden yola çıkarak "tasarımcılar bir akşam yemeğinde buluşsalar ne konuşurlardı" üzerine yoğunlaşıyor. Filmin, 2009’un ilk aylarında gösterime girmesi hedefleniyor. Keyifle bekleyeceğiz.