
Mesela Kanada’da yaşayan birisi durumdan henüz etkilenmediğini ama Amerika’daki tanıdıklarının nasıl olduğunu merak edebiliyor. BBC’de yer alan makale ise ekonomik bunalımdan ilk etkilenen sektörün otomotiv olduğunu ama hangi CEO ile görüşseler bu krizden olumlu çıkmayı başaracaklarını açıklıyor. Daimler CEO’su Dieter Zetsche aynen şunları söylüyor: “Çalışmalar gösteriyor ki tüm dünyada 800 milyon adet araba satışı için 120 yıl gerekti ancak bu sayının ikiye katlanması sadece 30 yıl sürecek.”
Trend sitelerinde ayağımızı yorganına göre uzatalım mesajları, süpermarketlerde ucuz ürünlerin tercih edilmesi, evde DVD-patlamış mısır partilerinden bahsedilirken, aynı anda, lüks tüketime harcanacak paranın önümüzdeki 5 yıl içinde ikiye katlanacağı da ifade ediliyor.
Üstelik, Google’da “recession marketing” diye arama yaptığınızda 19.200 hite rastladığınız gibi çoğu yazı bu dönemin tam da marka iletişiminin kesintisiz devam etmesi gerektiğini ve daha fazla yaratıcı iş çıkması için motive olunabilecek bir zaman olduğunu savunuyor. Mesela BMW’nun “Ultimate Driving Machine” sloganı 1974 krizinin ardından ortaya çıkmış.

Sonuçta hem açgözlülük hem de sahtekarlık diz boyu iken önlem almamanın cezasını yine belirli bir kıtaya güdümlü yaşayan ülkelerin sıradan vatandaşı çekiyor. Önümüzdeki dönemde, yükselen değer “kemer sıkma politikası”nı uygulamaya çalışan tüketiciyi markalar hangi yollarla ikna edecek, ilişkilerini sürekli kılarak hem yaşamlarına devam etmeyi hem de kar etmeyi başaracak hep birlikte göreceğiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder